Tanışma.

 



Hey! Hayaletlere inanır mısınız?

-Ya! Betül konuşma şöyle gece uyuyamıyorum, lütfen. Kıvrımlı kahverengi saçlarını iki eliyle geri atıp elini içeceğine götürdü. Gözleri aralarına girdiği gizemini kaybetmeyen Ebrar’a gitti. Ebrar ise sadece elindeki bardağına odaklanmış ne içkisini içiyor ne de onları dinliyordu. Hejin içeceğini Ebrar’ın gözlerinin önüne getirip dikkatini dağıtmayı başarmıştı. Amaçsızca 

-Hey hayalet! Uykun mu geldi? (küçük bir sırıtış) Ama hayaletler uyuyamaz ki... 

   Betül ve Hejin kahkahayı patlatmıştı kelimeler kulak zarına ulaşana kadar. Ebrar bakışlarını iki arkadaşına çevirdi, bardağını masaya koyup sandalyesine iyice yaslanıp onları izledi, dudaklarında anlamsız tebessüm... 

   Gece bitmişti, taksilere binip evlere yönelinmişti. Taksiye biner binmez pencereyi açtı Ebrar. Serin rüzgar yüzünü yıkıyordu. Üzerindeki sersemliği… Sabah erken kalkıp ekibe katılmalıydı ama günün yorgunluğu peşini bırakmıyordu. Birden Hejin’in yorumu geldi aklına ‘’Hayaletler yorulur mu?’’ Şoförün ‘’Kızım geldik.’’ demesiyle düşünceler uçuştu.

   On yıldır yaşadığı şu koca bina. Uzunca süzdü binasını. Ya geri gelemeseydi özler miydi onu? Sonuçta binaya bile sevgi besleyecek türde bir kızdı eskiden.

Eskiden... 

   Anahtarlar kadın çantalarının başlıca düşmanıymış da yakalanınca çeşitli işkencelere maruz kalacakmış korkusuyla saklanırmış gibi… 

"s.ktğimin anahtarı!" 

   Eliyle ağzına sertçe vurdu kelimesi dudaklarını terk eder etmez. Küfür yoktu! Son zamanlarda kötü bir alışkanlık edinmişti. Fazla agresifti. Bunu çevresindekilere belli etmemek için sadece susuyordu. Bu daha çok dikkat çekmesine sebep olsa da yeni halini görmelerindense ‘’Ebrar depresyonda’’ demeleri daha iyiydi. Çünkü eski Ebrar tatlı gülüşü ve susmayan çenesiyle bilinirdi. Sivri esprileri, cesareti… Nerede o Ebrar?.. 

 Evine girebilmişti. Hızlıca duşa girdi. Soğuk su uyumak için tek ilacıydı. Duştan çıkınca aynanın karşısına geçip siyah saçlarını taramayı, dişlerini fırçalarken yapmaya çalıştığı yüz mimiklerine sesli gülmeyi, şarkı söyleyerek gargara yapmayı istedi, ama sadece istedi.

   Kurulanıp beyaz örtülü yatağına uzandı. Evi, son bir yıldır hiç değişmemişti. Değiştirememişti. ‘’Belki’’ diye evini değiştirirse kendindeki bu istenilmeyen değişikliği onaylamış olacağını düşündü... Bu yüzden yap(a)madı. Tatlı uyku, göz kapaklarını selamlamış, ağırca üstlerine oturmuş da ‘’uyu artık prenses. Tatlıca uyu’’ demişti. 

   Sol taraftaki pencere açık kalmış esen rüzgâr tülü hafifçe sallandırıyordu. Saat sabah dörde on beş vardı. Rüzgârın serinliği Ebrar’ı üşütmüştü. Oturma odasından gelen ‘’pat’’ sesiyle gözlerini irice açtı Ebrar, griye çalan gözlerini. Gece karanlığında bu rengi alan esrarengiz gözleri, yatağından çıkıp hızlıca göz gezdirdi etrafa, ‘‘hırsız?’’ olabilir miydi? Belki Orhan’dır. Her zaman ki eşek muzipliği için gelmiştir. Umarım odur. Oturma odasına da göz gezdirdikten sonra ‘’Hiç bi şey...’’ deyip geri çevirdi başını. Sivri dişler, kara gözler, solmuş yüz ve kafasının yarısı parçalanmış uzunca simsiyah bir beden hemen arkasında duruyordu.  Gördüğü şeyle birkaç saniye bakıştıktan sonra iç çekip;

‘’Ne işin var burada!’’ deyip odasına doğru yöneldi tembelce. Kısa koridoru hemen bitirmişti. Peşinden giden yaratık ‘’Efendim, rahatsız etmek istememiştim.’’ dedi bir çırpıda. Sertçe çevirdi bakışlarını yaratığa ‘’Daha nasıl rahatsız edebilirsin ki! Neden geldin?" Mahcup yaratık iki büklüm olmuştu; ‘’Tekrar özür dilerim -sesi yırtık boru sesini andırıp iç gıcırdatıyordu.- evimizde durumlar ciddi. Kral sizi korumamı istemişti. Olurda fikriniz değişip evimize gelene kadar..." demeden ebrar sözünü kesmişti. Bakışlarını çevirdi mahcup yaratığa;

-Gelmek? Evimiz. Şaka mı? Son dediklerimi ne zaman umursayacak o adam. Gelmiyorum. Gelmeyeceğim. Orası mahvolsa da gelmeyeceğim. Bilsem ki tüm canlıları öldürecekler. Yine de GELMEYECEĞİM. 

Son kelime tiz bir çığlıkla çıkmıştı. 

   Yaratığın gözleri irice açılmıştı ‘’Prenses kızdı.’’ diye mırıldanmıştı istemsizce. Ebrar bu cümleyi duyunca sakinleşti ve ‘’Şimdi, defol evimden!’’ deyip yatağına geri döndü. Yaratık birkaç saniye beklese de denileni yaptı ve evin kapı önünde beklemeye karar verdi.

   Yeni bir gün yeni umutlar demekti. Gelen her güneş ışığı bunu ispatlardı. Umut asla terk etmezdi ışınlar yeryüzüne her değişinde. Çalan alarm - xxxtentacion changes-  tatlı bir tebessüm belirdi önce dudaklarında. Gördüğü rüyanın enerjisi iyice yayılmıştı gülüşüne. Yavaşça kaldırdı bedenini, sessizce ‘’Daha güzel olacak.’’ diyerek açtı gözlerini. Tam karşısında gece de merhaba diyen sadık yaratık. Bedeninde birkaç yırtık, eli; ucu kıvrımlı ve koyu yeşil renginde, deniz dalgası desenli mızrağa sımsıkı sarılmış, tam karşısında dikmiş gözlerini Ebrar’a bakıyordu. Derince bir nefes aldı Ebrar. Tebessümü gitmiş, mimiksiz sert bakışları gelmişti yerine. Bi kaç saniye bekledikten sonra;

Evet, Evimdesin?

Mahcup yaratık ‘’Yanınızdan ayrılamam lütfen bunu istemeyin benden. Siz uyanana kadar kaç negatifi öldürdüm biliyor musunuz. Özellikle uyumanızı beklemişler. Sizden fazlasıyla korkuyorlar. Hiç yoktan yanınızda olayım. Ses çıkartmam."

   Ebrar sakince dinledi sadık bekçisini. Gerçekten de saldırı olmuş gibiydi halinden bu belli, hiç yoktan bu kadar gerçekçi yalan söyleyemeyeceğini bildiği için inanmayı seçmişti. Tepki vermeden yatağından çıkıp lavaboya gitti. Elini yüzünü yıkadı siyahlara bulanmış aynaya baktı yüzünü silerken. Kazadan sonra siyaha boyadığı bu aynaya…

 



Yorumlar

  1. Böylesi güzel, fantastik fikir dünyana sızıp, okuyabilmemiz için açtığın kilitli kapı... Emin’im çooook iyi yerlere uçacak 🤣🤣 Hayal dünyalarımızda önümüzde yürüyüp yol göstermeye, Işık tutmaya Hoşgeldin...❤️

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜNLERDEN ON EKİM

Mit- son olan başlangıç.