GÜNLERDEN ON EKİM

 Günlerden On Ekim.

 Tam otuz yıl önce, bugün çığlığım dünyada yankılanmaya başladı. Hâlâ uzaydaki abiler bu sesi dinlemekte.
Varlığa gelince yokluk sabitlenmek ister. Baktı, olmayacak o iş; geldiğinin işaretini mıhlamaya çevirir isteğini.
İspatlama çabasında geçecek bu ömrün mucizevi rakamına on yıl daha var. Kim bilir… Bir on yıl öncesinde nereye varacağımı düşünmeden ilerlemiş ben, on yıl sonrası için ne diyebilir ki?
Ah, disiplinli ve planlı olmayı dileyen Ayşe... Disiplinsiz ve plansız gene iyi ilerledin. Neşeni söndüremediler. Duygularını sevmeyi öğrettiler, aksine.

Platon, hakikat: Sevgiyi/iyiyle/aşkla tam varılandır der. Ayağım bu halden yere basan mecralara kaydı; şimdi tekrar gözümü sevgiye diktim.
Hatırlıyorum o hakikat aşkını dilenişimi. Semada bir varlığın beni duyduğuna emin gözlerindeki yaşları, kalbinin harlanmasına vesile kılarak haykıran: “Kalplerde yakacağın aşkın maşası olmayı.”

İnsan, gayesini bilip o yolda ölürse, tamlık hissi cennetidir derler… Demedilerse de ben dedim.
Neyse, gayemi aramaya başladım. Küçüktü adımlarım, bedenim gibi; ama o kadar şevkli ve duygusaldım ki yorulsam da bırakamadım. Tanrı’yı anlamak, bilmek, anlatmak istedim.
Ama akan hayatın içinde bu istekler de tokadını yemekle meşguldü.
Dengini bulmak, denk olmak… Burcumdan dolayı “dengesiz” yaftası yemeyi asla makul bulamadım. Kim dengeli ki? Bana aksi söylendi.
Acı olansa, bir aralar bunu kabul etmem gerekiyor diye kendimi zorladım, zorbaladım.

Merhametliyim. Önce kendime.
Adaletliyim. Önce kendime.
Seviyorum. Önce kendimi.
Anlıyorum. Önce kendimi.
Güveniyorum. Önce kendime.

Her nefes, kendi frekansında çığlığını sürdürüyor. Başka frekansları duymadığım yahut onlara uymadığım için kim suçlu olabilir ki?
Eşsizlik insana özgü değil ya.

Ah, seviyorum… Stresliyim, kaygılı, ümitli de. “Benden bir şey olacak ama ne olacak, çok merak ediyorum,” demiştim hocama. Merakım, sekseninci yaş günümde de olacak mı?

Güzel mi güzel insanlar girdi hayatıma. Girecek de. Ağladım onlar için-yüzünden demek artık çocuksu geliyor.-
Sevmeye çok yaklaştım, hissettim, istedim. Vardığım şey son bulmasa da mutluydum.
Birilerinin beni üzmesine izin vermenin güzel olduğunu kabul ettim. Korkmuyorum. Çünkü o birisini ben istedim. İsteğimdi, benimdi. Kıymetliydi.

Çok şey öğreniyorum… Ama insandım, bir damla mudğadan sebepli. Değişiyorum.

Ah, seneye muhtemelen yazacağım yazım: “Kitabım yayınlandı. Tezimi bitirmek üzereyim. İstediğim puanları aldım.”
Bir adama âşık oldum demeyeceğime o kadar inandığım için yazmaya haya ettim.
Hahaha, kendime âşık oldum yazacağım ama, söz.

Kalan ömrüm için merakla, inatla, aşkla, şevkle, korkmama rağmen çabalayacağım.
(Uzatabilirim ama bir gerçek ki tembelim. :D)

Sahrada bir tane olduğunun kabuliyetinde, Sefil Ruh.
10.10.2025

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mit- son olan başlangıç.