hadsiz.

  Alnındaki teri elinin tersiyle sildi. Zor bir anında seninle-sizinle tanışmaktan dolayı soğuk terleri artmıştı. Yaz ayının silik boğucu günüydü. Seninle-sizinle tanışmaktan mutluydu. Düşünsene-nize varlığa gelmek yetmezmiş gibi bir de üç beş şekiller sayesinde kendisi dışında olduğunu düşündüğü bir bilinçle anlaşabilmeyi düşünüyordu. Mucize başka ne olabilirdi ki? ''Beni bir başkası anlayacak.'' Ne kadar büyük bir iddia taşıyordu! Ne kadar da hadsiz bir düşünceydi. Derince nefes aldı. Sen-siz okudukça bu şekilleri o varlığa yeniden gelecekti. Bu varlık, okuyanın zihninde can bulmaktı. Yazı bunu mümkün kılıyordu. Kendi varlığından senin-sizin zihninde yaratılması için çabalıyordu. Çaba? Parmaklarını klavyede heyecanla hareket ettirmesi miydi? Pek tabi. Tam olarak bu çabaydı. Yine yeniden var olmak için çırpınıp duruyordu. Karada nefes almak için çırpınan balıklar gibi. Bir gün birisi karada nefes alabilecekti. Bir gün ben de bir zihinde var olabileceğim diye yazmaktan geri durmadı. Aptal avuntusu, bu yazısını birkaç nefes aldığını düşündüğü canlılara göndermek olacaktı. Onların okumasındaki dirilişinin utancında kızaracak ama bununla çok mutlu olacaktı. Tatlı bir rüzgarla kendisine geldi. Önce parmakları klavyede yavaşladı. Sonra Word ibresi hızını düşürdü. Baştaki hevesi böyle yavaşça öldü. Var olmak mı? Yeniden dirilmek mi zihinlerde? Ne kadar hadsiz bir istekti bu öyle!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜNLERDEN ON EKİM

Mit- son olan başlangıç.